Подробнее на сайте: http://build-biz.ru http://hightechcomp.ruhttp://python-3.ru
http://codingway.ruhttp://collect-computer.ru https://python-scripts.com http://pythonlearn.ruhttp://run-pc.ruhttps://themes-wp.orghttp://computermonster.ruhttp://gromder.net
http://live-code.ru http://collect-pc.ru http://hardcomputer.ruhttp://pro-java.ru

Efes Üzerinde 4000 Metre

Alaçatı’ya windsörf öğrenmeye gidecekken rüzgarın azlığı nedeniyle rotayı Selçuk’a çevirmiştik ama atlayış için de belli hava şartlarının sağlanması gerekiyor. Hep bi rüzgarın iki dudağının arasından çıkacak lafa tabiyiz. Bakalım, bugün sultanımız bize geçit buyuracak mı?

Havaalanına varınca doğru yer güvenliğinden sorumlu Vedat Abi’yi buluyoruz. Hayır demesinden korkarak tek gözümüzle bakıyoruz suratına. Gülümseyerek 12 sortisindesiniz diyor. Bir yandan bir rahatlama, öbür yandan soğuk bir ter basıyor, yani artık iş bildiğin ciddiye bindi. Beti benzi atmış tedirgin suratların yanında beklemeye koyuluyoruz. Yanına oturduğumuz bayan eşini ikna etmeye çalışıyor, “Nolacak canım, alt tarafı paran yanar, hala vazgeçebilirsin ki…” diyor destek arayarak bize bakarak. Gözlerimizi kaçırıyoruz.

hayko-cepkin

Meraklı gözlerle olup biteni izliyoruz. Uçaktan atlayanlar, müthiş hızlı bir şekilde iniyorlar, tam “Eyvah adam fosil olacak!” derken yere santimler kala anlaşılmaz bir şekilde yavaşlayıp kelebek gibi konarken, paraşütü de yanına yıkılıveriyor. Google’da hayatında ilk gez gördüğü havadan inen bu insanlara hav hav da hav hav. Sanki az  önce saatte 200 km hızla mevlaya koşmuyormuş gibi, sukunetle paraşütleri toplayıp içeri yanımıza geliyorlar. Biz ise onları izlerken Jaws’ı görmüş gibiyiz. Sürekli birşeyler seriliyor, dürülüyor, ipler toplarlanıyor. sol taraflarında bir dikiş makinası, sanki dropzone da değil de kumaş fabrikasında gibiyiz. Birileri bir işaret veriyor, herkes bırakıp işini ekrana koşuyor atlayışını izlemeye. Telaşlı hanımın beyi Caretta’mızdaki yazıyı okuyup, “Evde oturan erken ölür, di mi?” Gözlerimiz gözlerinde kafa sallıyoruz. Kusura bakma teyzecim. ????

Ekrana bakanlar arasında en “Evde Yok”luğu ile gıpta ettiğimiz müzisyenlerden Hayko Cepkin’i görüyoruz. Kendisi sıkı serbest paraşütçülerden. Hayatını bunun üzerine kurgulayıp Selçuk’a taşındığını bildiğimizden, onu da orda görmeyi umuyorduk ama yine de onunla denk gelmek sürpriz oldu bizim için. Heyecanla gidiyoruz yanına, acaba rica etsek bizimle aynı sortide atlar mı ki? “Sortiniz kaçta?” Yaşasın! Kralsın be Hayko!

Eğitime çağırılıyoruz. Pilot biz değiliz diye arabanın arka koltuğunda takılır gibi takılabileceğimizi sanmayalım diye uzun uzun anlatıyorlar yapmamız gerekenleri.  Bizim her hareketimizin düşüşe etkisi oluyor, ellerin açık yada kapalı olması bile fark yaratıyor. Uçağın içinde, atlarken, düşerken bize düşen işler var. Kafa yukarıda olacak, bacakları öyle gelişine bırakmak yok, dizlerden kırıp sabit bir şekilde  muhafaza edeceğiz, kollar kafamızın iki yanına açılacak, bilekler aşağıya doğru serbest bırakılacak… Videodaki görüntüler bizi bir yandan gaza getirirken, düşerken kalan yarım aklımızla hatırlayıp uygulamamız gereken bilgiler strese sokuyor. Alıştırma yapma şansın yok, ne öğrendiysen, direk uygulaman lazım, 4000 metreden düşerken. Gel de heyecanlanma. ????

skydive-efes

Saat 12’yi vuruyor. Üzerimizi giyinip, uçağa biniyoruz. İnşallah balkabağı olmayız. Hayko’nun espirileri, beraber atlayacağımız hocalarımızın muhabbeti stresimizi alıyor, uçakta herkes pek mutlu. Kakara kikiri… Yükselen uçaktan aşağıda artık seçilemeyen karavan ve arabamıza bakınca kalbimiz tam motora bağlayacakken, birisi bir espiri daha yapıyor nabız dönüyor normale. Espiri denince bir Fransız, bir Alman, bir de Türk sanılmasın, espiriler genelde kapısı olmayan uçaktan birimiz düşerse üzerine. ???? Kimsenin derdi yükselen uçaktan fırlamak değil bu arada, düşüşten kaybedilen saniyeler.

Altimetreler gülümsüyor, 4.000 metredeyiz. Stres yok ama içimize sığamayan mutlu bir heyecan var. Bu mutluluğun tarifi yok, başka hiç bir şeye benzemiyor. Önce Hayko atlıyor. Gözlerimiz yerinden fırlamış onun aşağıya doğru yok oluşunu izliyoruz. Kapıda durmak işin en zor kısmı. İşin ciddiyetini orda anlıyorsun, Allah’tan düşünmene fırsat vermeden hocandan kendini bırakma komudu geliyor da içindeki şeytana uyuyorsun. Birkaç saniye daha fazla beklesen mutlu heyecanın yerini panik alacak. Sen daha acab-  demeden, – aaaAAA bulutlardasın…

200km hızla aşağı düşerken ağzın gözün senden bağımsız hareket ediyor. Dudakların bıngıl bıngıl dalgalanıyor, yanaklarında aşağıya Ajda Pekkan olarak varacakmışcasına bir gerilme hissi. Bir yandan da yapman gerekenleri düşünmeye çalışıyorsun, neydi, bacaklar hocanınkinin ortasında, dizlerden kırık, sabit… İki tane kafaya vurup heyecandan takılan jetonların düşmesini sağlamak istiyorsun ama ellerinin pozisyonunu bozman ne mümkün. Vücudun rüzgar tarafından mıncıklanırken gözlerin sayılı saniyelerinde aşağıdaki manzarayı beynine yazmaya çalışıyor. O Efes’in çık çık bitmeyen 24.000 kişilik tiyatrosu mini minicik görünüyor, İzmir ise uçsuz bucaksız. O kadar hızlı iniyorsun ki, her göz açıp kapayışında birşeyleri kaçırıyorsun. Tam herşeyi kontrol altına alıyorsun ki hoca paraşütü açıyor. “Eee, nasıldı?” Woohooo!! ki ne Wohoooo!!!

dropzone-efes

Uçaktan gökyüzüne balıklama dalıp paraşütü açana kadar geçen 45 saniyede dünya bizi bir vakum gibi kendine çekiyor. Bu his asla anlatılabilecek bir his değil. Kesinlikle herkesin yaşaması gerekiyor. Ölmeden önce yapılacaklar listesine ilk ilk sıradan girmesi gereken bir şey varsa o da gökyüzü dalışı (skydiving).

Kuru topraklarda sarı sarı arabamız ve beyaz karavanımız seçilebilir olmaya başlıyor tekrar. Biraz daha yaklaşınca da Bilge’nin rengarenk sürpriz doğum günü pankartı. İçeride de “Nice Evde Olmamalara” yazılı pastası. Tam durulmuş inerken hocamız paraşüte bir iki yürek hoplatan sert manevra yaparak şenlendiriyor ortamı. Son bir adrenalin toprili ile yere ayak basıyoruz.

Bütün hocalar, uçak pilotları, tüm dropzone ekibi beraber kesiyoruz pastayı. Tatlı yiyelim, tatlı uçalım. Hocalar ve yeni öğrencileri tekrar göklere uçuyor, biz Alaçatı’ya doğru yeni maceralara.

efes-dropzone

 

 

Öğeyi Oyla
(6 oy)